22 Nisan 2015 Çarşamba

Nohut ile sabah pratiği

Her sabah, düzenli bir biçimde kendi pratiğimi yapmaya gayret ediyorum. Bazen daha uzun sürüyor bazen daha kısa. Önemli oan o matın üzerine çıkmak. Ertelemeler hiç bitmiyor. Kahvaltı edeyim, dur şuradaki ders bitsin eve gelince yaparım, ay çok yemişim bir çay içip kendime geleyim, midem dinlensin öyle başlarım. Bahaneleri çoğaltmak mümkün. Hepsi matın başına gelmemek için zihnin oyunları. Çünkü zihin sıkıya gelemez, hemen isyan bayraklarını açıverir. Ağzım burnum diyene kadar da ikna olursunuz her söylediğine. Sizin dilinizden konuşmaya başlarsa uysallaşır. O zaman yelkenleri indirir suya. Her alanda zihin "kontrol bende" diye dikiliverir karşınıza. Bahaneler üretir, mızmızlanır. İlham perileri bekliyorsanız siz de hayatınızda bir şey söyleyeceğim:  boşuna beklemeyin, gelmeyecekler. harekete geçmezseniz o ilhamlar gelmeyecekler. Eylem önce geliyor çünkü, istek vs sonra. Böyle bakmaya çalışıyorum bu ara, deneyin :) sanırım böylesi daha verimli. Bir de Nohut ile pratik yapma gerçeği var. "Kabul ediyorum Nohut sen doğuştan yogisin!" :) "ama matı tırmıklayıp ısırmasan oğlum?" :)












21 Nisan 2015 Salı

Yoga yoga yoga

Chris Chavez ile staj eğitimime başladım :) Eylül'e kadar devam edecek. Çalışmalarımı hızlandırdım. Her hocanın farklı bir tekniği ve bilgisi var ve farklı hocalarla çalışmak güzel. Her birimiz farklı beden tiplerine sahibiz. Kimimiz daha esnek doğuyor, kimimiz daha kapalı. ancak değişmeyen bir şey var ki ne kadar çalışırsan mutlaka bir ilerleme kaydediyorsun, hayatta ne için olursa olsun. Namaste.





14 Ocak 2015 Çarşamba

Yoga Değiştirir

Merhaba,

Bugün bu başlık altında yazmak istedim. Yoganın hayatımızı değiştirdiğinden söz ediyoruz ısrarla değil mi? Gerçekten de öyle, değiştiriyor, değişiyoruz ama nasıl? Gökten bir ışık huzmesinin tepenize inmesini beklemeyin, bahsettiğim laboratuar ortamında incelenebilir türden değişimler. 

Yaşamımızın büyük bir bölümünü "hareketsiz yaşam" üzerine kuruyoruz. Teknoloji ve modernleşmeyi eleştirmiyorum lütfen yanlış anlaşılmasın. Sadece konforlu yaşam ile üşengeçlik arasında ince bir çizgi var ve biz "üşeniyorum öyleyse yarın" diyerek yaşıyoruz. Aslına bakarsanız haklı olduğumuz yönlerimiz de çok. Kalabalık bir şehir, iş stresi, koşuşturma, trafik, ailevi sorumluluklar, toplantılar, ödemeler, faturalar.... Bu liste daha da uzayabilir. Şimdiden boğazınız sıkılmış gibi oldu değil mi? Peki an? Ne oluyor an'da? Ya geçmişteyiz ya da gelecekte. Bunların hepsi omuzlarımıza çöküyor, boynumuza, sırtımıza. Ağır yükler ( hem mecazi anlamda hem de gerçek anlamda ). Nefes almayı unutuyoruz. Peki yoga nasıl değiştiriyor?

İlk dersimi hatırlıyorum, dimdik duran bir hoca vardı karşımda, benimse ağır çantalardan, astımdan ve stresten kedi sırtı gibi olmuş bir arka bedenim ve hırıltılı soluk alış verişlerim. Ders bittiğinde elbette yapılan hareketlerin büyük bir kısmını güçlükle yapabilmiştim. O zamanlar bunun "bir sorun" olduğunu düşünüyordum. Daha sonra "yoganın doğrusunun ve yanlışının olmadığını" öğrenmem ve kendimi yargılamadan matın başına geçmem zaman alacaktı. Ancak daha ilk günün sonunda bile biri bedenime şahane bir masaj yapmış gibi hissediyordum. Yüzümde durduramadığım bir gülümseme vardı. Çünkü HAREKET EDİYORDUM ! Evet hareket ediyordum ve hareket zihnimi de bedenimi de sakinleştiriyordu, arındırıyordu, rahatlatıyordu, mutluluk hormonlarım salgılanmaya başlamıştı. Bu da doğal olarak beni iyi hissettirmeye başlamıştı. İşte bu değişimin ta kendisiydi. Gökten bir şey inmesini beklemeyin dediğimde bundan bahsediyordum. Çok basit bir formülü var yoganın "nefes al ve ver" işte andasın. Nefesle bütünleştirdiğin hareketler de sana hediyeler sunuyor. Lütfen yine bir ak sakallı gurunun size şifa sunduğunu falan düşünmeyin :). Nefes ile birleşen hareket bir bakıyorsunuz ayak tabanınızda, bir bakıyorsunuz kürek kemiğinizin arkasında, göğüs kafesinde hatta alnın ortasında size "buradayım" diyor. Kaslar, bağ dokular, solunum sistemi, sinir sistemi, zeka, zihin, akıl, hafıza... Her şey bir anda tekrar canlanıyor ve siz değişiyorsunuz. 

Her değişim fiziksel mi oluyor? Hayır. Konservatuarda gitar bölümünde okurken bir hocam "karakterin gibi çalarsın"dediğinde ilk önce anlam verememiştim. Derslerde beni "acele etme, biraz sabret" diye uyardığını hatırlıyorum. Matın başına ilk defa geldiğimde "kafamın üzerinde ne zaman durabileceğim?" diye düşündüğümü hatırlıyorum. Daha ilk günden düşündüğüm şey adım adım gitmek yerine çabucak bir değişime erişmekti. Değişiklik işte buydu "farkındalık". Farkına varmak. Kendine dürüst davranmaya başlıyorsun bir kere. Kendimize ne zaman dürüst olabiliyoruz? Kendimizle ne zaman yüzleşebiliyoruz? Başkalarının istediği kalıplara göre yaşamak için uğraş veriyoruz. Sürekli olarak başkalarının verdiği akıl, tavsiyeye göre planlar yapıyoruz. Bunların hepsi yığılıveriyor önünüze. Halının altını süpürmek yerine daha önce örttüklerinizin üzerini açıp bakıyorsunuz. O kadar korkutucu ve rahatsız edici olmadığını görüyorsunuz, nefes alıp veriyorsunuz, "oh be" diyorsunuz, hareket ediyorsunuz... Değişimi böylece farkediyorsunuz...

18 Eylül 2014 Perşembe

GO YOGINI !




          Merhaba,

          Söze öncelikle yoga yolculuğuma nasıl başladığımı anlatmakla başlamak istedim. Küçük bir çocukken jimnastik ve bale merakım vardı. O zamanlar tek kanallı, tüplü televizyonlar vardı ahh aah. İşte o zamanlar annemin bir yoga kitabı vardı ve bize hareketler göstererek yoga yaptırmaya çalışıyordu. O zamanlar "yoganın ne demek olduğunu" bilmeyen yaramaz ve süper hareketli ben, çabucak sıkılmıştım bu hareketlerden. Anlayamamıştım, "neden ellerimi sırtımın arkasında birleştirip öne katlanıyorum ki?" Ya da neden nefesimi izliyordum? Bir süre sonra annem de vazgeçmişti. Yıllar sonra bir gece aklımı çelecekti bu rafta duran kitap, kocaman puntolarıyla "HERKES İÇİN YOGA" yazısı. 

        Hakkımda bölümünde uzun uzadıya anlattım sanırım, bir şekilde "yapmak istediğimi zannettiğim" şeylerin peşinde koşarken hep kendimi sürpriz sonuçların içinde buldum. Benim kendime tasarladığımdan daha güzel oldu. Ancak insan her zaman kendi burnunun dikinde yaşamak istiyor ve bu da evrende ayağını yere vurarak ağlayan "istiyorum da istiyorum" diye tepinen bizleri kaçınılmaz bir mutsuzluğa sürüklüyor. Farkında olmadan fiziksel bir sürü rahatsızlık da üzerine tuz biber ekiyor. Böylece anneannemlerden miras kalan astımımla yaşamıma devam ediyordum. Kışları zar zor nefes alan, koştuğunda tıkanan, alerjiden sürekli hapşuran mendili elinden düşmeyen ben ilaçlardan da nasibimi almıştım. Kortizondan aniden kilo aldım, gittikçe içime kapandım. Dik durmayı da unuttum. Bunların sonucunda da hoşgeldin depresyon ve anksiyete atakları. Bu sırada çok sevdiğim arkadaşım Yiğit Zırtıloğlu (aslında tatlı mimar Dicle Hökenek sayesinde tanışmıştım Yiğit'le) süper bir yoga hocası oldu ve beni dersine davet etti. Zorlana zorlana dersi tamamladım. Fakat ders bittiğinde içim huzur bulmuştu. Ancak bir süre sonra yogaya yine devam edemedim. Raftan bana gülümseyen yoga kitabını aldım elime, bir kaç hareket yaptım. Sanki görülmeyen biri beni almış pamuk elleriyle yoğurmuş, masaj yapmış da süzülen rüzgara bırakmış gibiydi yere uzandığımda. Tek kanallı televizyondan internete hızlı bir geçiş yapan teknolojiyi kullanmaya başladım. Açtım, bir sürü video izledim. Astımlılar için yoga, sırt ağrıları için yoga, temel yoga vs. Batuhan Bozkurt (eşim) " madem bu kadar çok sevdin yogayı neden devam etmiyorsun? Hocalık eğitimini araştıralım" dediğinde önce duraksadım. Sonra telefona sarıldım ve yogaya başlamama tekrar vesile olan Yiğit Zırtıloğlu'nun desteği ve yönlendirmesiyle vakit kaybetmeden hocalık eğitimine başladım. 

        Zeynep Aksoy ile böyle tanıştım ve abartmıyorum hayatım değişti ve değişmeye devam ediyor. Bir kere yoga zaten sizi her gün değiştiriyor. Eviriyor çeviriyor. Hücrelerimiz gibi değişiyor. Beden değişiyor, zihin değişiyor, nefes... Sevgili Hocam Zeynep Aksoy'un söylediği bir şey vardı "içi kum dolu bardağı çalkalamak". Zamanla çalkalanan bu su duruluyor, yavaş yavaş yerine oturmaya başlıyor her şey. Meditasyon gerçekten alan açıyor size. Asanalar sadece hareket etmek değil, onlar da dönüşüyor, nefes ile birlikte akıp gitmeye başlıyorlar. Sonra sevgili hocam Banu Çadırcı ile  "terapi yoga" çalışma fırsatı buldum. Bedensel farklılıklarımıza göre nasıl çalışmamız gerektiğini öğrendim, öğreniyorum, öğreneceğim. Öğreneceğimiz şeyler yaşadığımız sürece bitmiyor. Öğrenmeye devam ediyorum. Dedim ya değişmeye devam ediyor her şey. Diliyorum ki bana iyi gelen herkese iyi gelsin, herkes yoga yapsın! Çünkü herkes yoga yapabilir!