14 Ocak 2015 Çarşamba

Yoga Değiştirir

Merhaba,

Bugün bu başlık altında yazmak istedim. Yoganın hayatımızı değiştirdiğinden söz ediyoruz ısrarla değil mi? Gerçekten de öyle, değiştiriyor, değişiyoruz ama nasıl? Gökten bir ışık huzmesinin tepenize inmesini beklemeyin, bahsettiğim laboratuar ortamında incelenebilir türden değişimler. 

Yaşamımızın büyük bir bölümünü "hareketsiz yaşam" üzerine kuruyoruz. Teknoloji ve modernleşmeyi eleştirmiyorum lütfen yanlış anlaşılmasın. Sadece konforlu yaşam ile üşengeçlik arasında ince bir çizgi var ve biz "üşeniyorum öyleyse yarın" diyerek yaşıyoruz. Aslına bakarsanız haklı olduğumuz yönlerimiz de çok. Kalabalık bir şehir, iş stresi, koşuşturma, trafik, ailevi sorumluluklar, toplantılar, ödemeler, faturalar.... Bu liste daha da uzayabilir. Şimdiden boğazınız sıkılmış gibi oldu değil mi? Peki an? Ne oluyor an'da? Ya geçmişteyiz ya da gelecekte. Bunların hepsi omuzlarımıza çöküyor, boynumuza, sırtımıza. Ağır yükler ( hem mecazi anlamda hem de gerçek anlamda ). Nefes almayı unutuyoruz. Peki yoga nasıl değiştiriyor?

İlk dersimi hatırlıyorum, dimdik duran bir hoca vardı karşımda, benimse ağır çantalardan, astımdan ve stresten kedi sırtı gibi olmuş bir arka bedenim ve hırıltılı soluk alış verişlerim. Ders bittiğinde elbette yapılan hareketlerin büyük bir kısmını güçlükle yapabilmiştim. O zamanlar bunun "bir sorun" olduğunu düşünüyordum. Daha sonra "yoganın doğrusunun ve yanlışının olmadığını" öğrenmem ve kendimi yargılamadan matın başına geçmem zaman alacaktı. Ancak daha ilk günün sonunda bile biri bedenime şahane bir masaj yapmış gibi hissediyordum. Yüzümde durduramadığım bir gülümseme vardı. Çünkü HAREKET EDİYORDUM ! Evet hareket ediyordum ve hareket zihnimi de bedenimi de sakinleştiriyordu, arındırıyordu, rahatlatıyordu, mutluluk hormonlarım salgılanmaya başlamıştı. Bu da doğal olarak beni iyi hissettirmeye başlamıştı. İşte bu değişimin ta kendisiydi. Gökten bir şey inmesini beklemeyin dediğimde bundan bahsediyordum. Çok basit bir formülü var yoganın "nefes al ve ver" işte andasın. Nefesle bütünleştirdiğin hareketler de sana hediyeler sunuyor. Lütfen yine bir ak sakallı gurunun size şifa sunduğunu falan düşünmeyin :). Nefes ile birleşen hareket bir bakıyorsunuz ayak tabanınızda, bir bakıyorsunuz kürek kemiğinizin arkasında, göğüs kafesinde hatta alnın ortasında size "buradayım" diyor. Kaslar, bağ dokular, solunum sistemi, sinir sistemi, zeka, zihin, akıl, hafıza... Her şey bir anda tekrar canlanıyor ve siz değişiyorsunuz. 

Her değişim fiziksel mi oluyor? Hayır. Konservatuarda gitar bölümünde okurken bir hocam "karakterin gibi çalarsın"dediğinde ilk önce anlam verememiştim. Derslerde beni "acele etme, biraz sabret" diye uyardığını hatırlıyorum. Matın başına ilk defa geldiğimde "kafamın üzerinde ne zaman durabileceğim?" diye düşündüğümü hatırlıyorum. Daha ilk günden düşündüğüm şey adım adım gitmek yerine çabucak bir değişime erişmekti. Değişiklik işte buydu "farkındalık". Farkına varmak. Kendine dürüst davranmaya başlıyorsun bir kere. Kendimize ne zaman dürüst olabiliyoruz? Kendimizle ne zaman yüzleşebiliyoruz? Başkalarının istediği kalıplara göre yaşamak için uğraş veriyoruz. Sürekli olarak başkalarının verdiği akıl, tavsiyeye göre planlar yapıyoruz. Bunların hepsi yığılıveriyor önünüze. Halının altını süpürmek yerine daha önce örttüklerinizin üzerini açıp bakıyorsunuz. O kadar korkutucu ve rahatsız edici olmadığını görüyorsunuz, nefes alıp veriyorsunuz, "oh be" diyorsunuz, hareket ediyorsunuz... Değişimi böylece farkediyorsunuz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder